İçeriğe geç

Orjinal hangi dilden gelir ?

Orjinal Hangi Dilden Gelir?

Kayseri’deki küçük odamda yazı yazarken, dışarıdaki rüzgârın sesini duymak insanı bazen ne kadar derin düşüncelere sürüklüyor, fark ettim. Hava kararmaya başladı, bu da demek oluyor ki geceyi ve beni sarmaya başlayacak olan o yoğun yalnızlık hissini. Oturduğum bu odada, bir şekilde her şeyin doğru olduğunu düşündüğüm zamanlar olurdu, ama bazen de kelimeler kararmış gökyüzü gibi, içimden bir türlü çıkmaz, bir araya gelmez. Bir kelime var aklımda bugün, “orijinal”… “Orjinal hangi dilden gelir?” diye sormak istiyorum, çünkü bu soruya verdiğim yanıtı gerçekten bilmiyorum.

Bir kitap okurken, o kitap çok orijinal bir şey sunduğunda kendimi hep hayal kırıklığına uğramış hissediyorum. Bunu neden mi söylüyorum? Çünkü orijinal kelimesi, çoğu zaman o kadar abartılıyor ki, doğruyu bulmak, gerçekten yeni bir şey üretmek neredeyse imkansız gibi geliyor. Ama ben de bir şey yazarken orijinal olmayı istiyorum, bir şeyler ortaya koymayı, insanların başka yerlerden daha önce hiç duymadığı bir bakış açısı sunmayı arzuluyorum. Tıpkı bu soruyu sormak gibi: Orjinal hangi dilden gelir?

İlk Kez Orijinal Olmaya Çalıştığım An

Bir gün, birkaç yıl önceydi. Kayseri’de sonbahar zamanlarıydı, soğuk, ama içinde bir umut barındıran o serinlik vardı. Bir arkadaşımın doğum günüydü, ve ben ona bir yazı yazmaya karar verdim. O yazı, o an, bir şekilde orijinal olmalıydı. Hepimiz öyle düşünüyoruz ya, “Farklı olmalı, hiç yapılmamış bir şey olmalı!” İşte bu noktada, o yazıyı yazarken düşündüm: “Gerçekten orijinal olmak, sadece daha önce yapılmamış bir şey yapmak mı demek? Yoksa biraz da içinden geleni samimi bir şekilde dile getirebilmek mi?”

Ve yazdım. Her kelimesi içimden dökülen, her harfi kalbimden çıkan bir yazı oldu. Ama düşündükçe, o yazıyı birine okuduğumda, o kişinin gözlerindeki hayal kırıklığını gördüm. Bu yazının aslında “orijinal” olmadığını düşündüm. Onu okuyan kişi, yazıyı okuduktan sonra, bana şöyle dedi: “Evet, gerçekten güzel bir yazı, ama biraz klişe gibi.” O an kafamı iki elimle tuttum. “Nasıl yani? Orijinal değil mi?” diye düşündüm. O an, “orijinal olmak” kelimesinin anlamının aslında ne kadar karmaşık ve kişisel bir şey olduğunu fark ettim. Bir kelime, bir anlam, bir duyguyu doğru ifade edebilmek, demek ki herkese aynı şekilde ulaşmıyormuş.

Orijinal Olmak Ne Demek?

O günden sonra, orijinal olmanın ne demek olduğuna dair düşünmeye başladım. Her şeyin orijinal olmasına gerek yok ki, dediğim anlar oldu. Bazı şeyler sırf orijinal diye daha değerli oluyormuş gibi görünüyor, halbuki bazen eski, tanıdık bir şeyin içinde bile o kadar derin anlamlar keşfedebiliyoruz ki, ona da “orijinal” demek mümkün. Hani her şeyin yenisini aramak, geçmişteki güzellikleri görmeyi engelliyor gibi bir şey de var ya, işte bu noktada gerçekten “orijinal” olan, belki de bir şeyleri farklı bir bakış açısıyla görebilmektir.

Bir zamanlar, bir roman okumuştum. Gerçekten bana çok hitap etmişti ama hiçbir şekilde yenilikçi bir şey içerdiğini düşünmedim. Sadece çok duygusaldı ve gerçekten samimi bir dil kullanıyordu. O romanın orijinalliği, benim hayatımda hissettiklerimi çok doğru şekilde anlatmasıydı. Bir kelimenin anlamı, bazen sadece ne kadar içten söylendiğiyle alakalıdır, diye düşünüyorum. Orijinal olmak, belki de sadece bir şeyi ne kadar içten ve samimi bir şekilde anlatabildiğinle ilgilidir. Duygularını doğru bir şekilde ifade edebilmek, bazen en orijinal şeydir.

Orijinal ve Klişe Arasındaki İnce Çizgi

Klişe diye bir şey var ya, bazen “orijinal” olmak isteyen birinin karşısına çıkan en büyük engel o olur. Klişeler aslında zaten var olan bir şeyin tekrarından başka bir şey değil, değil mi? “Bunu yazmamıştım ama her yerde gördüm.” diyorsunuz ve sonra o kelimelerin ne kadar değersizleştiğini fark ediyorsunuz. Ama işte bazen, her şeyin klişe gibi görünmesi de bir hüsran yaratabiliyor. Herkes yeni ve farklı bir şeyler peşinde koşuyor, birileri için bu uğraş bir ömür boyu sürecekken, bazen bir kelimeyi doğru kullanmanın, bir duyguyu doğru yansıtmanın gerçek anlamda orijinal bir şey olduğunu unutuyoruz.

Bu yazıda da biraz o dengeyi kurmaya çalışıyorum aslında. Klişe olmak, yani herkesin bildiği, daha önce çok duyduğu şeyleri söylemek korkutucu bir şey olabilir. Çünkü herkes “orijinal” olmak istiyor. Ama bence orijinal olmak, bazen tam da o sıradan gibi görünen ama aslında içi derin, anlamlı bir şey yaratmakla ilgilidir.

“Orijinal Hangi Dilden Gelir?” Sorusu ve Cevapsız Kalacak Yanıtlar

Bugün, akşam kararmadan önce yazmaya başladığımda, “Orijinal hangi dilden gelir?” diye sordum kendime. Ne kadar derin bir soru, değil mi? Çünkü her dilde, her kültürde, hatta her insanın içinde “orijinal” olma hali farklı olabilir. Orijinal, belki de yalnızca kişinin içinden geldiği gibi, en doğal, en samimi şekilde ifade etmesidir. Belki de bu yüzden doğru cevabı bulmak çok zor.

Bir şekilde herkesin orijinal olma çabası, bence birbirini tekrar eden bir döngüye dönüşüyor. Ama ben, bir şekilde o döngüyü kırıp, içimde hissettiğim duyguları, o duygularla ne kadar özgür hissediyorsam o kadar “orijinal” bir şekilde anlatmayı öğrenmek istiyorum.

Sonuçta, orijinal olmak belki de yeni bir şey söylemekten çok, söylediklerinle insanlara gerçekten dokunabilmektir. Ve bir kelime de olsa, işte bu yüzden bence “orijinal” her dilde ve her kalpte farklı bir anlam taşıyor. O yüzden belki de bu sorunun cevabı çok basit: Orijinal, kimsenin bilmediği bir dilde değil, sadece samimi bir kalpte gelir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mecidiyeköy escort
Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet