Shibal Ne Demek? Bir Kayseri Akşamı ve Hayal Kırıklığının Dili
Kayseri’nin dar sokaklarından geçerken, bir an bile durup düşünmemek mümkün değil. Akşamın koyu maviliği ile sokak lambalarının sarı ışığı, içimde bir şeyleri harekete geçiriyor. O an, hava ne kadar soğuk olursa olsun, bu şehre her adım attığımda içimi ısıtan bir şeyler var. Ama bu gece, sokakta yürürken ne bir sıcaklık, ne de rahatlık vardı. İçimde başka bir şey vardı; bir kırıklık, bir öfke, bir hayal kırıklığı… Ve o an, tam da kaybolmaya yüz tutmuş bir kelime geldi aklıma: Shibal.
O Gece, O Kelime ve O An
Yine bir akşam, akşam çayı içmeye evime gelen dostlarımla sohbet ediyorduk. Sohbetin bir yerinde, muhabbeti biraz dağıtmak amacıyla daldım. O kadar yoğundum ki, hayatın bana sunduğu seçenekleri düşünmekten, zamanın ne kadar hızla geçtiğini bile fark etmiyorum. O sırada, yavaşça bir telefon sesi duyuldu; bir mesaj geldi. Telefonumu açtım. Evet, o kişiyle konuştum. Ama mesajın içeriği, bir anda ruhumun derinliklerine dalmamı sağladı.
“Bunu hak etmiyorsun, şibal!” yazıyordu. Şibal?
O an aklımda bir sürü soru belirdi. Bu kelime ne demekti? Bunu bana neden yazmıştı? Ne kadar sertti… İçimde bir şeyler kırıldı, bir şeyler sarsıldı. Hemen sordum, bu ne demek diye. Ancak cevabı, yüzümdeki her kasımı gerdi. Şibal, bana küfür eden bir kelimeydi, fakat bu kelime kaybolmuş bir dilin mirası gibiydi, Kayseri’nin sokaklarında yıllarca anılmadıkça kaybolmaya mahkûm olan bir kelimeydi. O kelime, birinin seni aşağılamak için kullandığı bir yargıydı, bir “hakaret”ti. Ama benim içinde bulunduğum bu ortamda, ne kadar anlam yüklü olduğunu bilmiyordum. Bu kelime, hiç yaşamadığım bir duyguya kapılmama neden oldu.
Bir Anın Şokunda: Kırılganlık
Gecenin o anında, kendimi bir yabancı gibi hissettim. Şibal… Ne kadar eski ve garip bir kelimeydi. Bunu bana söyleyen kişinin kim olduğunu ve niye söylediğini düşündüm. Ama içimde bir şey vardı, fark ettiğim ilk şey, bu kelimenin bana bir şekilde dokunmuş olmasıydı. Hani bazen, insan bir şey duyar ve birden geçmişini, yaşadıklarını hatırlar ya, işte tam olarak öyle oldu. O kelime, bana geçmişteki bazı acı dolu anları, bir çocuğun kırılganlığını, bir gencin öfkesini getirdi. O gece o kadar kırıldım ki, tüm günün karmaşasında unutmak istediğim her şey yüzüme vurdu.
Duygularımı kelimelere dökmek, kolay olmuyor bazen. Ama o gece, başkalarının seni kırıcı bir kelimeyle tanımlaması, içinde bulundukları anı tam anlamıyla geçirememeleri ve sana bunu yansıtmaları bana şunu öğretti: Hayat, bazen fazla acı olabiliyor. Özellikle, duygusal olarak ne kadar savunmasız olduğumuzu anlamak için kelimelere değil, kalbimize bakmamız gerektiğini fark ettim.
Shibal: Bir Küfürden Daha Fazlası
Shibal, sadece bir kelime değildi. O kelime, bana geçmişteki hatalarımı ve kayıplarımı hatırlattı. İnsanlar bazen ne kadar kırıcı olabilirler. Bir tek kelimeyle, hissetmediğimiz bir acıyı, hayal kırıklığını içimize bırakabilirler. Ama fark ettim ki, Shibal aslında sadece bir kelime değil, bir simgeydi.
O kelimeyle yüzleşmek, bana kendi içimdeki kırgınlıkları hatırlattı. Kelimeler, insanlar arasında duvarlar inşa eder. O duvarları bazen farkında olmadan örüyoruz. O kelime, içimdeki hayal kırıklığını daha da büyüttü. Kırılganlığımın bir yansımasıydı. Bir anda, insanların duygularımıza nasıl etki ettiğini fark ettim. O gece, Şibal bir anlamda beni daha da güçsüzleştirdi. Ve bu, bana insanların kullanmakta hiç zorlanmadığı kelimelerin, ne kadar tehlikeli olabileceğini öğretti.
Hayal Kırıklığı ve İçsel Duyguların Bozulan Dengeyi
Kayseri’deki bir akşam, hayatımda en büyük değişiklikleri hissettiğim anlardan biriydi. O gece, sadece bir kelimeyle, kendimi tekrar yargılanmış ve küçülmüş hissettim. Bu şehirde insanlar birbirlerine karşı bazen fazlasıyla acımasız olabiliyorlar. Belki de şehir, o kadar çok kayıplar gördü ki, duygusal bağlar o kadar zayıfladı. Ama bir insanı ne kadar küçük düşürürseniz, aslında kendi içsel boşluğunuzu da büyütürsünüz. Shibal gibi bir kelime, o kadar büyük bir yük taşıyor ki, bir insan sadece onu söyleyerek bile kendini tanımlayabilir.
Gecenin sonunda, telefonumdan gelen bir başka mesajla yüzleştim: “Üzgünüm.” O an düşündüm, acaba gerçekten üzgün müydü, yoksa sadece söylediklerini geri almak mı istiyordu? Bu ikilemde kaybolmuşken, kelimelere daha çok değer vermem gerektiğini fark ettim.
Bazen insanın içindeki duyguların ne kadar derin olduğunu anlamak için, sadece birkaç harf yeterlidir. O gece, Shibal kelimesi bana, kelimelerin bir kişiyi ne kadar derinden etkileyebileceğini gösterdi. İnsanlar düşünmeden kullanıyorlar bu kelimeleri ama bir başkasına ne kadar acı verebileceğini çoğu zaman fark etmiyorlar.
Shibal ve Gerçek Anlamı
Şimdi, o geceyi düşünüyorum ve hala anlam veremediğim şeyler var. Shibal, sadece bir küfür mü? Bazen bir kelime, bir insanın içindeki bütün kırılganlıkları dışarı çıkarabilir. Kelimeler, bazen en büyük zararı kendimize veriyor olabilir. Çünkü, onları kullanırken, karşımızdaki kişiyi değil, aslında kendi duygusal durumumuzu daha fazla etkiliyoruz. Birinin sana söyledikleri değil, senin o kelimeleri nasıl aldığındır önemli olan. Shibal bana, hayatımda her zaman değer verdiğim şeylerin aslında ne kadar kırılgan olabileceğini gösterdi.
Evet, kaybolmuş bir kelime gibi görünen Shibal, bana hayatın gerçek anlamını yeniden hatırlattı. Kelimelere değer verin, çünkü bazen kelimeler sizi ölüme kadar götürebilir.